Tüp Bebek Tedavisi

tup-bebek-tedavileri

İlk tüp bebek tedavisi ile doğum 1978 yılında gerçekleştirilmesinin ardından bugün dünyada her yıl 5 milyondan fazla doğum tüp bebek tedavisinin sonucu olarak gerçekleşmektedir.İlk tüp bebek tedavisinin ardından artan deneyim ve teknoloji başarı şansını arttırdığı gibi hekimler arasındaki endikasyonu da genişletmektedir.

Bugün için tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyan çiftlerde en sık izlenen rahatsızlıklar:

  • Tüplerin tıkalı olması
  • Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma
  • Yumurta rezervinin azalması
  • Tedavi ile gebelik elde edilemeyen endometriozis,
  • Anovulasyon gibi yumurtlamanın olmadığı medikal durumlar
  • Ashermann sendromu gibi rahim içerisindeki anomaliler

Bunların dışında cinsiyet seçimi,genetik hastalıkların taranması ve tanısı ,tekrarlayan gebelik kayıplarında da tüp bebek tedavisi uygulanabilmektedir. Çiftlerin tedaviye başlamadan once başarı şanslarını belirleyen en önemli factör anne adayının yaşıdır.Yapılan çalışmalar ilerleyen yaş ile birlikte canlı doğum oranlarının düştüğünü erken dönem düşüklerin arttığını göstermektedir.Diğer önemli bir faktör de yumurtalık rezervidir ve tedaviye başlamadan önce yapılan usg ve AMH bu rezervi gösteren en önemli iki parametredir.
Tedavi esnasında varlığı ile başarı şansını azalttığını bildiğimiz iki faktor hydrosalpenks ve sigara içimidir.
Rahimde myom veya polip izlenmesi,endometriozis veya çikolata kistinin varlığı,obezite önceki denemelerdeki başarısızlılar ve trombfili paneli olarak adlandırılan pıhtılaşma faktörlerindeki bozuklukların tüp bebek başarı şansını etkiliyip etkilemediği dünyada halen tartışma konusudur.

Tüp bebek tedavisine karar verilen çiftler için süreç öncelikle yumurtaların geliştirilmesi ile başlar. Adetin ikinci gününde başlanabileceği gibi bir önceki adetin luteal faz olarak adlandırılan ikinci yarısında da başlanabilir.Dünyada birçok merkezde bununla ilgili birçok farklı protokol kullanılsa da hiçbiri gebelik ve canlı doğum oranlarını değiştirmemektedir.Anne adayının yaşı yumurtalık rezervi ve BMI doz ve protokol seçimindeki ana unsurlardır. Kullanılan ilaçlar çoğunlukla cilt altına uygulanabilen iğneler olmak ile birlikte ağızdan kullanılan haplar ile de desteklenebilir.En yaygın iki protokol daha hasta dostu olan ve süreyi kısaltan kısa (antagonistprotokol)dür.Adetin ikinci günü iğneler ile başlayan ve ortalama 7-8 gün süren bir uygulamadır.Hasta bu sure içerisinde ortalama 3-4 kez usg takiplerine gelir ve yumurta büyüklüğü 18 mm geçtikten sonra genetik olgunlaşma için son bir iğne yapılarak 36 saat sonra yumurta toplama işlemi uygulanır.
Uzun (Longprotokol) protokolde ise hasta bir önceki adetinin 21.günü iğneler başlar ve adeti ile beraber yumurtaları geliştirici ikinci iğnelere devam eder daha uzun sure bir iğne kullanımı olmasına rağmen yumurtaların gelişimi daha senkrondur. Son iğneden 36 saat sonrada yumurtalar toplanır.

Yumurta toplama işlemi ameliyathane şartlarında gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu işlem anestezi altında yapılabileceği gibi bölgesel olarak uyuşturularak da yapılabilir.İşlem saatinden önce 8 saatlik açlık gerekmektedir.Hasta işlem esnasında herhangi bir ağrı hissetmez. İşlem sonrasından 2 saat sonrasında da taburcu edilir. Yumurta toplama işlemi uygulanırken hastanın eşi de sperm için örnek verir.

Yapılan çalışmalar 15 yumurtaya kadar toplanan yumurta sayısının artmasının gebelik şansını da arttırdığını ortaya koymuştur.

Yumurta toplamı işlemi sonrası (OPU) yumurtalar 2 saat dinlendirildikten ve ölü hücrelerden temizlendikten sonra mikroenjekiyon işlemi uygulanır ve ortalama her bir yumurtanın sperm ile döllenme oranı %70 civarındadır.Her bir yumurtanın etrafına ortalama 250 bin sperm konularak döllenmesi klasik IVF olarak adlandırılmakta ve günümüzde çok yaygın kullanılmamaktadır.
Mikroenjeksiyon yöntemi ile dölleme işlemi yapılan yumurta 17 saat sonra kontrol edilerek çift çekirdek takip edilir.Çift çekirdek gözlenen yumurta döllenmiş kabul edilerek inkübatörlerde gelişimi takip edilir.döllenen ve gelişmeye başlayan embruodaki her hücre 12-24 saat içerisinde ikiye bölünerek 3.günde 4-8 hücreli bir yapıya bürünür Cleavage stage embryo olarak adlandırılan bu süreçte her bir hücrenin büyüklüklerine içerisindeki fragmantasyon olarak adlandırılan vakuol oluşumuna gore embryolar kalitesine gore derecelendirilir.Embryo sayısı ve kalitesi yüksek embryolar 5.güne kadar takip edilerek blastosist evresine ulaşır.Hücre sayısı hızla artan ve genişleyen embryolardaki hücreler artık ikiye ayrılmıştır.Inner cell ve trofoektoderm olarak adlandırılan hücreler doğal yollarla oluşan embronun rahim içerisine yerleştiği evreye ulaşmış olmaktadır. Yapılan çalışmalar 3.gün transferlerinin 2.güne gore daha yüksek gebelik şansı verdiğini ortaya koymuştur.Son yıllarda yapılan meta-analizler ise 5.gün yani blastosist transferide 3.gün transferlerine göre başarı şansını arttırmaktadır.Yumurta başına gebelik şansı en yüksek blastosist transferi de olsa kümülatif gebelik oranları değişmemektedir.
Embryo transferi doktorun deneyimine bağlı olarak değişse de genellikle usg eşliğinde soft veya sert kateter kullanılarak kavite içerisine rahim kasılmalarını provoke etmeden yerleştirilmesidir
Transfer sonrası implantasyonu ve arttırmak ve gebeliğin devamını sağlamak için progesterone desteği başlanır.iki yolla da kullanalabilir. Vaginal yoldan kullanımı en sık olanıdır.İğne şeklinde kullanılabileceği gibi çok daha ağrılı ve zahmetlidir.Her iki kullanımın da etkisi eşittir.Kalp atışları izlenene kadar devam edilmesi önerilmektedir.

Embryo transferi sonrası eğer bir hastanın kaliteli embryoları mevcutsa dondurulabilir.Daha önce dondurma çözme sonrası embryoların canlı kalma oranları %60-70 ‘lar civarındayken artık sağkalım oranları %90’ların üzerindedir.Yapılan çalışmalarda fret siklüsler ile fresh siklüsler arasında başarı ve canlı doğum oranlarında fark olmaması hatta gebelik sonrası plasentasyonun daha iyi olması sebebi ile gebelik komplikasyonlarının daha az olması nedeni ile bazı ülkelerde tamamen dondurulmuş embryo transferleri yapılmaktadır.Dondurulmuş embryo transferi için Rahim zarını hazırlama prosedürleri de fresh siklüslere gore çok daha az zahmetli ve masrafsızdır.
ET sonrası hiçbir çalışma yatak istirahati,fiziksel aktivite veya beslenme şeklinin gebelik oranlarını arttırdığını veya azalttığını gösterememiştir.Transfer sonrası tüm hastalarımıza normal hayatlarına devam etmeleri gerektiğini söylemekteyiz.Transfer sonrası çoğunlukla hissedilen kramplar,kasık ağrıları veya şişkinlik herhangi bir olumsuzluk göstergesi değil yüksek hormone seviyeleri ile ilgilidir. Şiddetli ağrı nefes darlığı veya idrar çıkışının azalması gibi durumlarda dikkatli olmalı ve OHSS olarak adlandırılan karın boşluğuna sıvı kaçışı ekarte edilmelidir.
Transferden 12 gün sonra kanda gebelik testi ile sonuç bakılması en doğru sonucu vermektedir.Genellikle 60-300 arası değerler sağlıkla devam edeceğini gösterse de test sonrası mutlaka on gün sonra usg ile kese kontrolü yapılmalıdır.

  • Kötü embryo kalitesi
  • Azalmış yumurtalık rezervi
  • Ileri yaş
  • Suboptimal indüksiyon
  • Yetersiz labaorutuar koşulları
  • Kötü endometrial reseptivite
  • Ince endometrium
  • Submukozmyom,polip veya adezyonlar
  • Hydrosalpenks ve infeksiyon
  • Kötü embryo transferi
  • Sert kateter kullanmak
  • Embryoyu yanlış yere bırakmak

Her bir tedavi birbirinden bağımsızdır ve yapılan çalışmalar deneme sayısının başarı şansını değiştirmediğini göstermektedir.Tüp bebektedavisindeki en önemli faktor doğru ayda doğru protokolle başlamak ve her denemeden öğrenilen deneyimleri bir sonrakine aktarabilmektir.

Op.Dr. Serkan Aydoğdu'dan bilgi alın

Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

error: Content is protected !!